14 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgi Günü, Kandil ,vs..

Malum bizim bu ara pek sevgililer günü düşünecek halimiz kalmadı..
Perşembe günü doktordaydık, annemin ameliyat tarihi belli oldu..
Cumartesi günü yapılacak, inşallah..Tabi bu durumda hepimizde ister istemez bir telaş, bir heyecan hali baş gösterdi..
Her ne kadar ameliyatın olacağı tarihi aşağı yukarı tahmin etmiş olsak da, tam gününün belli olması ailecek bizi heyecanlandırdı..Planlar yapıldı, ameliyat için gelmek isteyen yakın aile fertleriyle temasa geçildi..
Hal böyle olunca Beril'in olması gereken aşıyı da bu haftaya sıkıştırmaya karar verdim..
Bu arada dün yediğim ve hala tam da bilemediğim bir şeyden zehirlendim..Bir gün boyunca yatak döşek yattım..Kapıma gelip ''Anne anni '' diye seslenen yavrucağımı yanıma bile alamadım..
Bir an önce toparlanıp, Beril'i aşıya götürüp, ameliyat tarihine kadar ayağa kalkmam gerekli..
Bu arada dediler ki sevgililer günü, tabi benim şu haleti ruhiye içinde pek de takmadığımı anlamışsınızdır sevgili okur..Aynı günün mevlit kandiline denk gelmesi sebebiyle bir iki satır karalayayım dedim..
Öncelikle kandilinizi kutlar, sevgililer gününüzü tebrik ederim..Sevgiyle, mutlulukla güzel bir kandil dilerim hepinize.Sağlıcakla kalın...

8 Şubat 2011 Salı

Keçe Tavşanımız

Oyuncak elbette her çocuk için gerekli..Çünkü çocuklar hayatı oynayarak öğreniyorlar..
Fakat konu şu ki alınacak oyuncak dozu çok önemli..
Hele ki bu devirde..Her yanımız oyuncak , her ayın oyuncağı ayrıyken..
Ben bir ara kendimi kaybediyordum, Beril' e oyuncak alırken..
Hatta abarttığım zamanlar oldu evet kabul ediyorum..Fakat ne oldu , Beril bir süre oynayıp sıkılıp koydu köşeye..
Verdiğim paraya mı üzülsem, çocuk şımarık olacak, ne istese alınıyor diye mi bilemedim..
Bundan dolayı kendime sınır koydum, şimdilik uymaya çalışıyorum..
Onun yerine daha değişik bir yöntem buldum..

Kendi oyuncağını kendin yap..DIY projeleri, blog aleminde bir çığ gibi büyürken biz de ucundan köşesinden katıldık bu işe..
İşte karşınızda keçeden parmak kukla tavşanımız..
Şimdilik Beril bunu sevdi oynuyor, tabi ne kadar sürer ne kadar oynar onu bilemem ..
Ama sonuçta el emeği, göz nuru tamamen anne yapımı bir oyuncak oldu..
Yapmak isteyenler olursa adım adım yapım aşamalarını içeren sitenin linki...

7 Şubat 2011 Pazartesi

Ayşegül

Ayşegül serisi, çocukluk anılarımızda kitap denilince akla ilk gelenlerden,,
Hala çoğu çocuk kitabında bu kalitede resimlere rastlanmıyor..

Marcel Marlier'in Fransızca olarak yayınlanan Martine serisinin çevirisi Ayşegül..
Kısa bir süre önce kitapçılarda Pelin ile Arda ismiyle yeni serisi sunuldu yine Marcel Marlier imzasıyla..
Ben de Beril'e bir  kaç tanesini almıştım, yine çizgileri muhteşemdi..
Fakat öğrendim ki yeni kitaplar gelmeyecekmiş, çünkü  çizeri ocak ayında 80 yaşında aramızdan ayrılmış..
Şimdilerdeyse YKY, eski Ayşegül serisinin iki kitabını piyasaya çıkarmış ..
Almak isteyenler için internet üzerinden de satışları var..

4 Şubat 2011 Cuma

Mutluluk Bir Tık Sonra Sağda

Mutlu olmak için çok da büyük şeylere ihtiyacımız yok aslında..
Bazen bir resim bile mutlu edebilir insanı..
Benim bilgisayarımda böyle bir klasör bile var..
Beni mutlu eden resimler klasörü, ne garip değil mi?
Belki sizin de vardır..
Bence vardır, hatta bunun bir sitesi bile varmış..
İnsanlar, kendilerine ilham veren, görünce mutlu oldukları resimleri arkadaşlarıyla paylaşıp, mutluluklarını arttırmanın yolunu bulmuşlar.. İnanmam  bir bakayım derseniz işte adresi..

Şimdi de sırada benim sizler için seçtiğim bugünün mutluluk resimleri..

1 Şubat 2011 Salı

Kışı Sevemedim..


Ben bu sene kışı sevemedim evet itiraf ediyorum..
Zaten kışı genel olarak pek sevmem bunu da itiraf ediyorum..
Hani vardır ya bazıları yağmurlu havaları severler, işte ben onlardan değilim..
Ben güneş severim, mavi  gökyüzü severim..Belki mutlu ,beyaz bulutlar olabilir arada ama onlar da en küçüklerinden..
Kar da severim ama sadece yağarken..Sonrası bana zevk vermiyor, çünkü buza dönüşüyor ve nereye basarsak düşmeyiz oyunu oynuyoruz..

Bu sene bir de geçmeyen hastalıklar eklendi kışa..Farkında mısınız bilmem kasımdan beri devamlı hastalıklardan bahsediyorum..Ki bu hafta hepimiz hastayız, kısaca eve mikrop evi diyebiliriz..Beril'in bakıcısı hastaydı, Beril de hastalandı, babamız hasta ve en son iş dönüp dolaşıp bana geldi..Kısaca halkayı tamamladık..İşin kötü tarafı bakacak kimse kalmadı, herkes hasta olunca...Tabi çocukların hastalığı büyükler gibi olmuyor, onlar yine de sabahın köründe kalkıp oynamak istiyorlar..Bir de tıkanık bir burun söz konusu olunca gece belki 10 kez kalkıyor ve acaba annem uykusuz mudur diye pek düşünmüyor...Dün son çare sabaha karşı yanıma aldım ve tabi sabah şişmiş bir boğazla kalktım..

Allah dermansız vermesin diyorum yine de beterinden saklasın hepimizi..
Related Posts with Thumbnails